haberalayi

”haberin alayı burda”

‘Guncel’ Kategorisi için Arşiv

Bedava Kontör Tuzağı

Posted by mihenk Kasım 10, 2008

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, özellikle internette ve TV’de yayımlanan ve ”herkese çekilişsiz kurasız 100 kontör”, ”garanti kontör, şans yok, kura yok”, ”soruyu bilen herkese 100 kontör hediye” gibi sloganlarla yayınlanan reklamlar mağduriyete neden oluyor.

İnternette kullanıcıdan cep telefonu numarasını, TV’de yayınlanan reklamlarda ise bir numaraya ”ABONE” yazıp SMS gönderilmesini isteyen reklamlar sonucunda üye olunan servisle, kullanıcıya sınırsız logo, zil sesi ya da duvar kağıdı indirme hakkı tanınıyor.

Ancak, TV’deki reklamlarda ekranın altından okunamayacak kadar hızlıca geçen, internetteki reklamlarda ise küçük puntolarla dikkat çekmeyecek şekilde yazılan açıklamalara göre, hediye kontörleri almak için her hafta 50 kontör karşılığı servise 2 ay üye olmak, yani 800 kontör harcamak gerektiği belirtiliyor.

Çoğu reklamda söz konusu servisin nasıl iptal edileceği dahi belirtilmezken, hediye edileceği vadedilen kontör miktarının birkaç katı üzerinde kontör kaybederek mağdur olan kullanıcı sayısı ise günden güne artıyor.

TÜKETİCİLER BİRLİĞİ TEPKİLİ

Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle son 1 ayda kontör hediye edileceği vadedilen reklamlardaki servisler nedeniyle mağdur olan 300′ün üzerinde tüketicinin kendilerine başvuruda bulunduğunu kaydetti.

GSM operatörlerinin durumun farkında olmalarına rağmen, ”kendi servisleri olmadığı ve tüketicilerin kendi istekleriyle abone oldukları” gerekçesiyle herhangi bir önlem almayarak, ”topu taca attıklarını” ileri süren Kaya, şöyle devam etti:

”İnsanlar ciddi şekilde sarsılıyor ve nereye başvuracaklarını bilemiyor. Telekomünikasyon Kurumu yanıltıcı reklamlarla ilgili önlem almalı ve tüketicilerin mağdur olmasını engellemelidir. Kurum bir açıklama yapıp ‘bu tür reklamlar nedeniyle mağdur olanlar şuraya başvursun’ dese dahi vatandaşı kandırmak isteyenler için caydırıcı olur” dedi.

Kaya, söz konusu servisler nedeniyle mağdur olanların ise  Telekomünikasyon Kurumuna telefonla başvuruda bulunmaları gerektiğini ifade ederek, ”Vatandaşı kandıran söz konusu reklamları yayınlayan şirketlerin üzerine gideceğiz ve kanuni olarak gerekeni yapacağız. Çünkü bu yolla haksız şekilde kazanç sağlıyorlar” diye konuştu

(aa)

Yazı kategorisi: Guncel | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

İş arayanlar için yeni fırsat

Posted by mihenk Kasım 10, 2008

Türkiye’de işsizlik oranı her geçen gün artarken, hızla gelişen bir sektör 7 bin işçi almaya hazırlanıyor.

Deniz Ticaret Odası (DTO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Geza Dologh, sektörde büyük oranda gemi adamı açığı yaşandığını, sorunun giderilmesi için denizcilik eğitimi veren okul sayısının artırılması gerektiğini söyledi.

Dologh, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hızla büyümeye devam eden denizcilik sektörünün, iyi eğitilmiş personel sorunu ile karşı karşıya olduğunu belirtti. Sektörün, büyük oranda zabitan sıkıntısı yaşadığını anlatan Dologh, günümüzde gemi adamı açığının 7 bin civarında bulunduğunu ve en çok ihtiyaç duyulan personelin ise kaptan, başmühendis, güverte ve makine zabitleri olarak sıralandığını kaydetti.

2010′lu yıllarda zabitan sınıfı açığının dünyada 100 binlere ulaşabileceğinin belirtildiğini anlatan Dologh, gemi personeli açığının kapatılması için bu alanda eğitim veren okul sayısının artırılması gerektiğini ifade etti.

Gemi adamlarının ağırlıklı olarak kara ofisinde çalışmayı tercih ettiklerini, denizde çalışanların sayısının çok az olduğunu dile getiren Dologh, şu bilgileri verdi:

”Ayrıca, üniversitelerde güverte bölümlerine alınan öğrenci sayısının makine bölümlerinden fazlalığı, makine zabiti konusunda yetişmiş eleman eksikliğini artırıyor. Türkiye’de ‘gemi adamı’ açığının artması, armatör firmaların yabancı bandıralı bayrak takarak yabancı gemi adamı çalıştırma zorunda kalmaları gibi bir problemi de beraberinde getiriyor. Türkiye’de yabancı gemi adamı çalıştırmak sınırlı olduğu için armatörler Malta ve Panama gibi yabancı kolay bayrağa geçerek bu sorunu çözmeye çalışıyorlar. Bu nedenle Türk bayraklı gemi sayısında büyük düşüş yaşanıyor. Türklerin sahip olduğu 1000 dwt ve üzeri gemilerin yüzde 65′i Türk bayrağı altında çalışırken, yüzde 35′i eleman açığı ve diğer sebeplerle birlikte yabancı bayrak çekmeyi tercih ediyor.

Ülkenin sürekli olarak gündemini meşgul eden işsizlik konusuna çözüm getirebilecek olan denizcilik eğitimine önem verilmesi gerekiyor. Yapılması gereken üniversitelerdeki denizcilik bölümlerinin ve kontenjanlarının artırılması, yeni üniversite veya yüksekokullar açılması ile zabitanlığın teşvik edilmesi.”

”YAT KAPTANLIĞI KURSU’NUN İSTİHDAMA KATKISI OLACAK”

Sektördeki personelin eğitimine katkıda bulunmak amacıyla DTO İzmir Şubesi olarak bazı çalışmalar yürüttüklerini bildiren Dologh, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksekokulu (DİYYO) ile ortaklaşa düzenledikleri Yat Kaptanlığı Kursu’nun sektöre adım atmak isteyenler tarafından ilgi gördüğünü söyledi.

Dologh, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Yat Kaptanlığı Kursu, kısa yoldan denizci olmak isteyenlerin umudu oldu. Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen ve 80 kişinin başvuru yaptığı kursu başarı ile tamamlayan 75 kişi, Gemi Adamları Sınav Merkezi tarafından gerçekleştirilen yat kaptanlığı sınavlarına girmeye hak kazandı. 25 kişi ise sınavı başarılı bir şekilde tamamlayarak yat kaptanı oldu.

Denizcilik Müsteşarlığı tarafından yetkilendirilmiş olan ve DİYYO tarafından eğitimi verilen 352 saatlik kurs, 20 Ekim 2008 tarihinde başladı ve 4 ay devam edecek. Denizcilik, sürekli olarak bizlere yeni iş olanakları yaratıyor. Kursların istihdama katkısı olacağına inanıyorum. Üniversiteye giremeyen lise mezunu gençlerimizin de bu kurslara büyük ilgi göstereceğini tahmin ediyorum. Yat kaptanlığı zevkli bir meslek ve sektörde ihtiyaç duyulan meslek kolu.”

Dologh, Çeşme’de Türkiye Denizcilik Eğitim Vakfına (TÜDEV) ait binada verilen kursların da bu ay yeniden başlayacağını ifade ederek, ”TÜDEV tarafından geçtiğimiz yıl düzenlenen kurslara 44 kişi başvuru yaptı. 39 kişi yat kaptanlığı sınavlarına girdi, 18 kişi ise yat kaptanı olmaya hak kazandı. TÜDEV’in organizasyonunda aynı zamanda STCW kursları da veriliyor. Yat Kaptanlığı ile ilgili olarak her iki kursun da ilgi göreceğini tahmin ediyorum” dedi.

GEMİ ADAMI SAYISI

Türkiye’de kayıtlı toplam 241 bin 309 gemi adamı bulunuyor. Bunlardan 10 bin 765′i kaptan, baş mühendis, 2. kaptan ve 2. mühendis olarak görev yapıyor. 6 bin 226 zabitan, 6 bin 818′i tayfa olarak görev yapıyor. Yaklaşık 220 bin kişi hizmetli sınıfı (miço) ve benzeri görevlerde çalışıyor.

Devam mecburiyeti olan yat kaptanlığı kursunda seyir, elektronik seyir sistemleri, teorik ve uygulamalı gemicilik, denizde çatışmayı önleme kuralları, haberleşme, meteoroloji, denizde güvenlik, denizde canlı kalma teknikleri, can kurtarma araçlarını kullanma, denizde yangınla mücadele teknikleri, temel ilk yardım, deniz hukuku, denizcilik sözleşmeleri, motor bilgisi, denizcilik İngilizcesi gibi dersler veriliyor.

Yazı kategorisi: Guncel | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Başbakan askerin tuzağına mı düşüyor?

Posted by mihenk Kasım 10, 2008

Fehmi Koru’nun ”gittikçe Bush’a benziyor” dediği Erdoğan, dün “yazıklar olsun” diye cevap vermesiyle tartışma daha da alevlendi. Erdoğan bu sözlere karşı çıkıyor ancak bazı yazarlardan Koru’ya destek gelmeye başladı. Bu yazarlardan biri de ünlü psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan.

Haber7′de ki köşesinde Erdoğan’ın çıkışını psikolojik yönüyle değerlendiren Tarhan, Başbakan’ın gittikçe Özal’ın son dönemine benzediğini savunarak, Koru’ya destek verdi.

“Erdoğan, Özal’ın son dönemi gibi tevazudan uzaklaşıyor, eleştiriye kendisini kapatıyor, alkış ve övgü tuzağına düşüyor” diyen yazar, Erdoğan’ın kendisini Fatih’le kıyaslayacak kadar büyük gördüğünü yazdı.

Tarhan, Başbakan’ın bu tuzağa düşmesinin altında yatan neden olarak, İslamofobisi olan askeri ve sivil bürokrasinin geliştirmeye başladığı yeni yöntemler olduğunu öne sürdü.

İşte Nevzat Tarhan’ın iddia ettiği ”Gizli Komitelerin yeni ikna yöntemi” ve bunları kanıtlayan olaylar:

Gizli Komitelerin yeni ikna yöntemi

İslamofobisi olan askeri ve sivil bürokrasi yeni yöntemler geliştirmeye başladılar. Başbakanımız da tuzağa düştü.

Birinci olay Manisa’da yaşandı. 40 yaşın üstündeki başörtülü asker aileleri törenlere alınmaya başlandı. Ama Manisa’da askeri törendeki tutum çok yüz kızartıcıydı. Başörtülülere baskı ve ayrımcılık maalesef devam ediyor. Başörtülü asker annelerinin teller arkasında yere çökmüş zavallı halleri insaf ve vicdan sahiplerini hiç rahatsız etmiyor mu?!

Not: İslamofobi tıbbi bir niteleme değil sosyal bir tanımlamadır. Tedavi edilmez, sosyal tepkilerle düzelir. Başörtülü anneler pısırık pısırık tel örgü arkasında oturacaklarına Zenci Rosa Parks gibi haklarını arasalar mesele bu kadar uzamazdı.

İkinci olay başbakan ve bakanların bir ziyareti… Eğirdir Dağ ve Komanda Okulu’nda başarılı bir komanda eğitimi verilmektedir. Bunu Bakanlar Kurulu’nun görmesi çok yerinde oldu.

Ancak askerler tarafından sivillere yeni psikolojik harekat taktiğinin uygulandığını dikkatli bakışlar hemen anladı.

Askeri stratejistler sivil otoriteyi yok sayarak, mesafeli durarak kurulu düzenin devamı taktiğinden vazgeçtiler. Toplumun tepkisi ve terör konusunda başarısızlıklar ve Ergenekon davası yöntem değiştirmeyi zorunlu kıldı.

Değişimin ilk işaretleri Bakanlar Kurulu’nda brifing verilmesiydi. Herkes ‘Ha şöyle’ dedi. Gözden kaçan şuydu, asker kendini hatalı görüp özür dilemedi, sadece ikna metodunu değiştirdi.

Korkutarak sonuç alamayacağını anlayan kurmay zekası, övüp yücelterek sonuç alma yöntemine karar verdi.

Siyasi iktidar resepsiyona gelmeyen, eşli davet vermeyen, törende sırtını dönen, sivili küçük gören, İslamofobisi olan askeri bürokratların soğuk tavırlarından bıkmıştı. Paşaların iki alkışından kendini feda edecek ‘Akıncı ruhu’ oyuna gelmeye başladı.

Mamafih değişim ilk sonucunu verdi. Sayın Başbakan Doğu Anadolu’da Kürt kimliği ile terör eylemlerini ayrıştırarak yapılması gereken dikkatli ve ince politikasını değiştirdi. ‘Pompalı silah olabilir, beğenmeyen gider’ gibi şefkatsiz ve asker tarzı kokan söylemlere başladı.

Sayın Başbakan Merhum Özal’ın son dönemi gibi tevazudan uzaklaşıyor, eleştiriye kendisini kapatıyor, alkış ve övgü tuzağına düşüyor. Kendisini Fatih’le kıyaslayacak kadar büyük görüyor. Yazık, garip milletim yine satılacak.

Üçüncü olay Genelkurmay Başkanı’nın mermi kovanlarını hatıra için alan Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e “Dikkat edin, iyi saklayın, Ergenekoncu diye içeri alınırsınız” anlamında zeki bir espirisi oldu. “Demokrasiyi havaya uçuracak Ergenekon davasındaki suç unsuru cephanelikler ile iki G3 kovanı aynı değerdedir” imalı espriyi kurmaylar dışarı sızdırdılar.

Yılların kurdu Sayın Bakan’ın cevabı ise hikmetliydi: ‘O saklayana göre değişir’. Genelkurmayın Ergenekon davasında taraf olduğunu savunanlar haklılık kazanıyor. Demek ki “Camiamızdan adam yedirmeyiz” cemaatçi söylemi askerler içinde geçerli, sadakat adaletten önce geliyor.

Genelkurmayın sessiz desteğini alan bir yargı süreci güven vermez, kamu vicdanını rahatlatmaz. Ergenekon yasa dışı yapılanmasının askeri ve sivil bürokrasideki uzantıları olduğu gibi duruyor. Bu uzantılar uygun konjonktürü dört gözle bekliyor.

Seçim öncesi terör eylemlerinin şehir ve kırsal ayakları boş durmayacaklar. Kolluk kuvvetlerinin Eğridir’de değil Şemdinli’de çalışması gerekir.

Jandarma Genel Komutanı’nın Ankara’da ne işi var? İran tarafının kale gibi karakolları Türk tarafının baraka gibi karakolları komutanların eğitim elbiselerini giymeyi gerektirmiyor mu?

Bazı meslekler vardır görevini yapmazsa kaos oluşur. Trafik polisi araç akışı ve küçük kazalarla ilgilenmezse şehrin trafiği kilitlenir. Kolluk kuvvetleri işini yapmaz siyasetle ilgilenirse toplumda kolayca karmaşa oluşur.

Denetlenmeyen ve hesap sorulmayan kolluk kuvvetleri hem kaynakları tüketir hem de siyasetçinin toplum nezdindeki itibarını eritir.

EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma) Protokolü kaldırılmadı, ufak bir karmaşada askerin Vali’ye rağmen iç güvenliğe elkoyma yetkisi devam ediyor.

Ulusalcı gömleğini çıkarmamış mevcut askeri kuvvet mutlaka sınırlandırılmalı ve denetlenmelidir. Malum denetlenmeyen her iş risk taşır.

Sanki hükümetimiz Ankara’da kendisinden sonra gelecek muvazaalı bir hükümetin işini kolaylaştırmak için sadece ekonomi ile ilgileniyor. Siyasi reform olmadan ekonomik reform olmayacağı unutuldu.

İktidarın oylarını düşürmeye yönelik tertiplere karşı askerle iyi geçinmeye çalışması akıllı bir yöntem ve anlaşılır gerekçesi var.

Fakat hem aldığı oyları satmadan bu ilişki ve dengeyi kurmak hem de oyun kuran, oyun bozan proaktif siyaset yapmak kolay iş değildir. Karizma ise bu başarıların sonucudur.

Haber7

Yazı kategorisi: Aile, Ekonomi, Guncel, Medya, Siyaset, Teknoloji | » yorum bırak;

Ahmet Hakan’dan ‘yeminli’ söz Ahmet Hakan’dan ‘yeminli’ söz

Posted by mihenk Kasım 10, 2008

Ahmet Hakan'dan <b>'yeminli'</b> söz
GA_googleFillSlot(“shaber-detay-fotoalti”);

_GA_googleAdEngine.createDOMIframe(‘google_ads_div_shaber-detay-fotoalti’ ,’shaber-detay-fotoalti’);

Ahmet Hakan’dan ‘yeminli’ söz
Ahmet Hakan Coşkun Başbakan Erdoğan’ndan Genelkurmay Başkanı’ndan bir ricada bulunmasını istedi. Ahmet Hakan, bunun karşılığında ise…

Madem askerle kanka oldunuz

MADEM Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ kanka vaziyetine geldi…

Madem Isparta Eğridir’de birlikte komando eğitimine takılıyorlar…

Madem birbirlerine “Ergenekon” üzerinden sıcak ya da soğuk şakalar yapıyorlar…

Madem Kürt sorunu konusunda ortak bir hassasiyet geliştirdiler…

Madem bir araya gelince “şu DTP’liler de iyice azıttı birader” falan diyerek ortak bir duyarlılığı dile getiriyorlar…

Madem Başbuğ, Erdoğan’ın “tek bayrak / tek millet / tek vatan” şeklindeki sloganına bayılıyor…

Madem beraber yürüyorlar bu yollarda…

Madem artık yağan yağmurda beraber ıslanıyorlar…

O zaman…

Başbakan Erdoğan, aradaki samimiyete binaen, General İlker Başbuğ’dan küçük bir ricada bulunabilir…

General’e diyebilir ki:

“Sayın Genelkurmay Başkanım… Geçen gün Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı’nda askere giden evlatlarının yemin törenine katılmak isteyen 40 yaşın üstündeki anneler tören alanına alınırken, 40 yaşın altındaki başörtülü anneler, kışla kapısından geri çevrildiler… Çocukları şehit olduğunda, cenaze törenlerinde ’40 yaş altı / 40 yaş üstü’ demeden baş tacı yaptığımız bu anneleri şimdi itip kakmamız hiç münasip kaçmıyor… Bir zahmet şu işe bir el atsanız… Hem böylece ’40 yaşın üstündeki türbanlı kadın zararsızdır / 40 yaşın altındaki türbanlı kadın ise zararlıdır’ garabeti de daha fazla yaygınlık kazanmadan son bulur.”

* * *

Buradan yemin billah ederek söz veriyorum:

Eğer Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a böyle bir ricada bulunma cesaretini ve kararlılığını gösterebilirse…

Ben de kendisini…

Bu sütundan…

Benzetilmek istediği kahramanlara…

Yani Yavuz Sultan Selim’e, Kanuni Sultan Süleyman’a, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e, Osman Gazi’ye benzeteceğim…

Hatta ve hatta bunlarla yetinmeyip…

Napolyon’a, Büyük İskender’e, Aslan Yürekli Richard’a, Selehaddin-i Eyyubi’ye, James Bond’a, Spartaküs’e, Anthony Quinn’e, Polat Alemdar’a, Malkoçoğlu’na benzeterek yücelteceğim…

Hadi bakalım: Gayret bizden, başarı Allah’tan…

AHMET HAKAN COŞKUN-HÜRRİYET
10.Kasım.2008 11:42:58

Yazı kategorisi: Guncel, Medya | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

TRT’nin Kürtçe kanalı için isim bulundu

Posted by mihenk Kasım 10, 2008

TRT'nin Kürtçe kanalı için isim bulundu
GA_googleFillSlot(“shaber-detay-fotoalti”);

_GA_googleAdEngine.createDOMIframe(‘google_ads_div_shaber-detay-fotoalti’ ,’shaber-detay-fotoalti’);

TRT’nin Kürtçe kanalı için isim bulundu
TRT’nin uydudan Kürtçe yayına başlayacak kanalının ismi belli oldu:TRT 8 (Heşt)

7 kanalı bulunan kurumun sekizinci kanalı TRT 8 için logo çalışmalarına başlandı, sözleşmeli 6 personelle de anlaşma imzaladı.

TRT 8, terör örgütü PKK’nın organı ROJ TV’nin de yayın yaptığı Hotbird uydusunu kullanacak. Uydu sayesinde sadece Ortadoğu’da değil Avrupa’dan da izlenebilecek. Merkezi Ankara, formatı ‘prime time’ olacak kanal için zengin bir içerik düşünülüyor. Filmler, haberler eğlence ve yarışma programları yayın akışı içinde yer bulacak.TRT 8, ocak ayında yayına başlayacak. Kürtçe, Zazaca dönüşümlü yayın yapılması planlanıyor. TRT 8’i yine aynı uydudan yayınlanacak Arapça ve Farsça kanallar izleyecek. Kanal ilk aşamada 12 saat, daha sonra 24 saat yayın yapacak. Kanalın açılışı ve kapanışı İstiklal Marşı ile olacak.AKŞAM
10.Kasım.2008 11:46:27

Yazı kategorisi: Guncel | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

10 Kasım Mustafa Kemal Özel

Posted by mihenk Kasım 10, 2008

Yazı kategorisi: Guncel | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.